Skip to main content

Bu Haberi Sadece TLF'de Okuyacaksınız: IŞİD Geri Dönüyor. Çöl Pususu ve Üç Ülkeye Yayılan Gölge Savaşın Tırmanışı

İki ABD askeri ile bir sivil tercümanın hayatını kaybettiği kanlı IŞİD pususunun ardından, Amerikan öncülüğündeki koalisyon güçleri cumartesi akşamı geç saatlerde tarihi Palmira kentinde kapsamlı güvenlik operasyonları başlattı. Bu adım, yıl içinde Suriye'deki Amerikan personeline yönelik en ağır saldırılardan birine karşı hızlı ve sert bir yanıtın habercisiydi.

Gece Baskını

Syria TV'ye konuşan kaynaklara göre, koalisyon güçleri Suriyeli güvenlik birimleriyle koordineli şekilde yürüttüğü ve yaklaşık iki saat süren operasyonlarda Palmira'da en az üç kişiyi gözaltına aldı. Ekipler, IŞİD sempatizanlarına ve uyuyan hücre mensuplarına ev sahipliği yaptığı düşünülen Al-Wadi ile Al-Jumhuriya mahallelerini didik didik aradı.

Operasyonun hemen öncesinde etkileyici bir güç gösterisi gerçekleştirildi: Amerikan uçakları Palmira'nın karanlık gökyüzüne aydınlatma fişekleri bırakarak çöl kentini gündüz gibi aydınlattı. Wall Street Journal'ın üst düzey bir ABD yetkilisine dayandırdığı habere göre Washington, Palmira semalarında alçak uçuş yapması için iki F-16 savaş uçağı sevk etti. Mesaj gayet açıktı: Amerika bu saldırıyı yanıtsız bırakmayacaktı.

ABD Başkanı Donald Trump saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, Suriye Devlet Başkanı Ahmed al-Sharaa'nın çöldeki bu saldırı nedeniyle "son derece öfkeli" olduğunu belirterek kararlı bir karşılık verileceğinin sözünü verdi. Bu açıklama, Washington ile yeni Suriye yönetimi arasında ülkenin doğusundaki engin çöllerde kol gezen IŞİD tehdidine karşı örülen stratejik ortaklığı bir kez daha gözler önüne serdi.

Badiye'de Neler Yaşandı?

Pentagon'un açıklamasına göre cumartesi günü, yerel halkın Badiye olarak adlandırdığı Suriye'nin iç kesimlerindeki çöllük Palmira bölgesinde görev yapan ABD personeline militanlar silahlı pusu kurdu. Saldırıda iki Amerikan askeri ile bir sivil tercüman hayatını kaybederken üç asker yaralandı.

Ek ayrıntılar paylaşan ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), çölde faaliyet gösteren IŞİD hücrelerinin Amerikan güçlerine pusu kurduğunu teyit eder nitelikte. Çatışmadan bu kayıplarla çıkan terör örgütü, toprak hâkimiyetinin büyük ölçüde erimiş olmasına karşın önemli bir taktik başarı elde etmiş oldu.

Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nour al-Din al-Baba'nın dikkat çekici açıklamasına göre Suriye iç güvenlik komutanlığı, Badiye'de görev yapan Amerikan kuvvetlerini olası IŞİD sızmaları ve saldırıları konusunda önceden uyarmıştı. Ne var ki al-Baba'nın vurguladığı üzere koalisyon güçleri "bu uyarıları dikkate almadı."

Olayın ayrıntılarını aktaran al-Baba, saldırının Palmira çölündeki bir askeri tesisin girişinde gerçekleştiğini ve bir IŞİD militanının personele ateş açtığını anlattı. Sözcü, saldırganın Suriye İç Güvenlik yapılanmasında herhangi bir komuta kademesiyle bağlantısı olmadığını ve üst düzey yetkililere refakat eden biri olmadığını özellikle belirtti. Bu açıklama, olayda içeriden birinin parmağı olduğu yönündeki şüpheleri bertaraf etmeye yönelikti.

Büyük Resim: IŞİD, Üç Ülkede Canlı Bir Tehdit Olmayı Sürdürüyor

Palmira pususu münferit bir olay değildi. Son otuz günlük istihbarat değerlendirmeleri ve izleme verileri, IŞİD'in Suriye, Irak ve Türkiye genelinde faaliyetlerini sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Ancak tablo, hilafet döneminin büyük çaplı toprak fetihlerinden çok farklı: Küçük bombalı eylemler, pusular, suikastler ve lojistik operasyonlarla bezeli düşük yoğunluklu bir isyan söz konusu.

Üç ülke arasında en yoğun IŞİD faaliyeti Suriye'de yaşanıyor. Saldırılar coğrafi olarak dağınık olmakla birlikte ısrarlı biçimde devam ediyor. Kuzey ve Doğu Suriye'deki uyuyan hücre faaliyetlerini izleyen gruplar, yalnızca Kasım ayında 21 IŞİD saldırısı tespit etti; bunların büyük bölümü Deir ez-Zor ve Haseke vilayetlerinde yoğunlaşmıştı. Saldırılarda çok sayıda askeri kayıp ve yaralanma yaşanırken sivil kayıplar nispeten sınırlı kaldı. Örgütün başvurduğu taktikler arasında el yapımı patlayıcılar (EYP), hedefli silahlı saldırılar ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları ve yerel yetkililere yönelik suikastler yer alıyor.

ABD Merkez Komutanlığı verilerine göre 1 Ekim-6 Kasım arasında Suriye'de IŞİD'e karşı 22'den fazla ortak operasyon düzenlendi; bu operasyonlarda beş militan öldürülürken 19'u yakalandı. Bu operasyonel temponun şu an da sürdüğü tahmin ediliyor. Örgüt öldürücülüğünü korusa da kapasitesini aşındırmaya yönelik çabalar kararlılıkla devam ediyor.

Irak'taki tablo ise aktif bir savaştan ziyade artık kalıntı düzeyine inmiş bir isyanı yansıtıyor; IŞİD büyük ölçüde kırsal sığınaklara sıkışmış durumda. 2025 açık kaynak olay takiplerine göre ülkedeki IŞİD varlığı istikrarlı ancak belirgin biçimde azalmış. Hamrin ve Balkana dağlarından Kerkük, Salahaddin ve Diyala vilayetlerine uzanan bölgelerde küçük hücrelere yönelik hava saldırıları ve güvenlik operasyonları aralıksız sürüyor.

Son güvenlik değerlendirmeleri, IŞİD'in Irak'ta "kalıntı" konumuna gerilediğini vurguluyor. Irak Güvenlik Kuvvetleri ve Haşdi Şabi, yüksek yoğunluklu çatışmalar yerine çevreleme operasyonları ve periyodik baskınlara odaklanmış durumda. Dikkat çekici olan nokta şu: Son otuz gün içinde Irak'ta büyük çaplı bir IŞİD saldırısına dair iz yok; sadece düşük profilli olaylar ve terörle mücadele operasyonları gündemde.

Gizli Ağlar Ayakta, Türkiye Boyutu Kritik

Sözde hilafet devleti toprak olarak çökmüş olsa da IŞİD sonrası Irak'a odaklanan analizler, örgütün EYP saldırıları, suikastler ve yıldırma kampanyaları yürütebilecek gizli ağlarını koruduğuna işaret ediyor. Ölçek önceki yıllara kıyasla küçülmüş olsa da tehdit sürüyor.

Türkiye, güncel IŞİD tehdit haritasında kendine özgü bir yerde duruyor: Doğrudan saldırılara en az maruz kalan ülke olmasına karşın örgüt için hayati bir lojistik ve geçiş merkezi işlevi görüyor.

Son dönemde Türkiye topraklarında kamuoyuna yansıyan büyük çaplı bir IŞİD saldırısı yaşanmadı. Ancak ülke, IŞİD bağlantılı transit ve lojistik faaliyetler açısından kilit önemini koruyor. ABD'de görülen yakın tarihli bir terör davası, iki kişinin Diyarbakır'da buluşarak güneydoğu Türkiye'den Suriye'ye uzanan köklü kaçakçılık güzergâhlarını kullanıp IŞİD saflarına katılmayı planladığını ortaya koydu.

Dava dosyaları ve uzman yorumları, Türkiye'yi IŞİD sempatizanları için "hazırlık üssü" ve geçiş koridoru olarak tanımlıyor. Özellikle Diyarbakır, Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa gibi güneydoğu illeri bu ağların odak noktası. Bu örüntü, Türkiye'nin yabancı savaşçıların hilafete akını için ana kapı olduğu 2013-2017 dönemini çağrıştırıyor. Ülke içinde gösterişli saldırılar olmasa bile kolaylaştırıcı ağların varlığını sürdürdüğü anlaşılıyor.

2025'in başlarında Türk makamları çok sayıda ilde şüpheli IŞİD üyelerine yönelik geniş çaplı operasyonlar düzenledi. Bu kararlı terörle mücadele tutumunun gevşediğine dair bir işaret yok; aksine gözetim, gözaltılar ve engellenen komplolar gündemin değişmez maddeleri. Başarılı eylemlerden çok, engellenen girişimler ön plana çıkıyor.

Stratejik Değerlendirme

Palmira saldırısı ve bölge genelindeki IŞİD faaliyet örüntüsü birkaç önemli stratejik sonuç doğuruyor:

1. Badiye Denetimsiz Kalmaya Devam Ediyor: Yıllara yayılan askeri harekâtlara karşın Suriye'nin iç çölü, en donanımlı koalisyon birliklerine bile ölümcül darbeler vurabilen IŞİD hücrelerine sığınak olmayı sürdürüyor.

2. İstihbarat Paylaşımında Boşluklar: Suriye İçişleri Bakanlığı'nın uyarıların dikkate alınmadığı açıklaması, Suriye ve ABD güvenlik servisleri arasındaki olası sürtüşmelere ya da iletişim aksaklıklarına işaret ediyor. Bu, IŞİD'in fırsat kollayabileceği bir zafiyet.

3. Düşük Yoğunluk, Yüksek Sabır: IŞİD, toprak kaybının ardından klasik bir gerilla stratejisine yöneldi: Küçük eylemler, hedefli suikastler ve sabırla bekleme. Bu yaklaşım daha az kaynak gerektirirken örgütü oyunda tutuyor.

4. Türkiye'nin Çift Yönlü Konumu: Ankara'nın hem terörle mücadele ortağı hem de farkında olmadan IŞİD militanlarına geçiş koridoru sunması, örgütün istismar ettiği diplomatik ve operasyonel karmaşıklıklar yaratıyor.

5. Koalisyonun Kararlılığı Sınanıyor: Amerikan kayıpları kaçınılmaz olarak ABD'nin Suriye'deki varlığını sorgulatıyor ve tırmanma ya da çekilme yönünde iç baskı oluşturuyor. Her iki seçenek de ciddi riskler barındırıyor.

Bazı Açık Kaynak Referansları

[1] Institute for the Study of War - İddia Edilen IŞİD Saldırıları Haritası (28 Kasım - 9 Aralık 2025)

[2] Rojava Information Center - Uyuyan Hücre Raporu, Kasım 2025

[3] Critical Threats Project - İran Güncellemesi, 4 Aralık 2025

[4] Nordic Monitor - Engellenen IŞİD Komplosu Türkiye'nin Kilit Rolünü Gözler Önüne Seriyor

[5] Syria Weekly - Veri Güncellemesi, 2-9 Aralık 2025

[6] U.S. Central Command - IŞİD'i Zayıflatma Operasyonları Basın Bülteni

[7] Security Council Report - Suriye Aylık Öngörüsü, Aralık 2025

[8] Forbes - Suriye'de Öldürülen ABD Askerleri Analizi

[9] İslam Devleti Kronolojisi (2025)

[10] Irak İsyanı Kronolojisi (2025)

[11] PRIF Blog - DAEŞ/IŞİD Tehdit Değerlendirmesi 2025

[12] Relief Web - Küresel Terörizm Endeksi 2025

[13] CSPS George Mason University - IŞİD Sonrası Irak'ta İran Etkisi

[14] Relief Web - Türkiye Terörle Mücadele Operasyonları

[15] UK Government - Yasaklanmış Terör Örgütleri Listesi

[16] Al Jazeera - IŞİD/DAEŞ Haberleri

*Bu rapor çoklu açık kaynak istihbarat akışları, resmi hükûmet açıklamaları ve bölgesel izleme kuruluşlarından derlenerek hazırlanmıştır. Kayıp rakamları ve olay sayıları resmî doğrulama beklendiğinden yaklaşık değerler olarak değerlendirilmelidir.*