Skip to main content

Classic NL – Mind Radio

Loading metadata…

İran’daki Ayaklanma Kritik Noktada: Veliaht Prens Kentlerin Ele Geçirilmesi Çağrısını Tırmandırırken Rejimdeki Çatlaklar Derinleşiyor

Rejim değişikliği talebiyle başlayan kitlesel gösteriler İran’ın 31 eyaletine yayıldı. İstihbarat kurumları mercek altına alınırken, internet kesintisi şiddetin boyutunu gizliyor ve uluslararası dayanışma çağrıları artıyor.

İran’daki ayaklanma on üçüncü gününe girerken sürgündeki Veliaht Prens Reza Pahlavi, ülke çapında eşgüdümlü eylem çağrısını sertleştirdi. İslam Cumhuriyeti’nin iç komuta yapısında baskı altında çözülmeler olduğuna dair işaretler artıyor. İki hafta önce ekonomik taleplerle başlayan protestolar, rejimin meşruiyetine doğrudan meydan okuyan siyasi bir ayaklanmaya dönüştü.

Kırılma Noktası: Derinleşen Rejim Krizi

10 Ocak Cumartesi günü Reza Pahlavi, şimdiye kadarki en sert çağrısını yaptı: İranlılara yalnızca protesto etmeyi değil, “kent merkezlerini ele geçirip tutmayı” istedi. Pazar ve pazartesi günleri (İran takviminde 20-21 ocak) saat 18.00’de ülke genelinde meydanlara çıkma ve enerji, ulaşım, petrol ile doğalgaz sektörlerinde genel grev başlatma çağrısında bulundu.

Batılı uzmanlar bu yükselişi “İslam Cumhuriyeti’nin son oyunu” olarak tanımlıyor. Sokak mobilizasyonu, ekonomik baskı, ABD’nin askeri tehditleri ve güvenlik birimleri içindeki sadakat sorguları, rejimin 47 yıllık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir tablo oluşturdu.

Cuma Gecesi Dönüm Noktası Oldu

Pahlavi’nin çağrısına cuma akşamı verilen yanıt, hareketin artık daha örgütlü olduğunu gösterdi. İlk kez ülke genelinde aynı anda, aynı saatlerde yapılan eylemler spontane protestolardan yönlendirilmiş devrimci eylemlere geçtiğinin işaretiydi. Elburz Eyaleti’ne bağlı Mahdaşt sanayi bölgesinde göstericiler ateşler yaktı, “Bu son savaş, Pahlavi dönüyor” sloganı attı.

Iran International’ın görüntülerine göre Tahran’daki Nezam Abad mahallesinde protestocular, güvenlik güçlerinin ateşine rağmen geri adım atmadı. Hareketin boyutu etkileyici: Avustralya’nın Adelaide kentinden Kanada’nın Toronto şehrine kadar binlerce İranlı, “ulusal devrim” çağrısına destek verdi.

Eşi Görülmemiş Bir Birlik

Iran International’ın on günlük slogan analizine göre, Pahlavi hanedanının geri dönüşü yönündeki destek hızla arttı. Toplumun geniş kesimleri artık monarşinin yeniden tesisi çağrısını açıkça dile getiriyor. Bu birlik, 1979’dan beri toplumsal sınıf, eğitim ve kuşak farklarını aşan ilk ortak tutum olarak görülüyor.

Wall Street Journal, Pahlavi’nin çağrısının son yılların en büyük protesto dalgasını tetiklediğini; South China Morning Post ise 1979 Devrimi’nden bu yana ilk kez protestoların toplumun tamamını birleştirdiğini yazdı.

Rejimde Açık Panik: Ordunun Sadakati Sorguda

Ayaklanmanın on üçüncü gününde rejimin en büyük korkusu açığa çıktı: ordu içindeki sadakat sorgusu. İranlı yetkililer birbirini ve dış güçleri suçlamaya başladı. Tahran’daki bu derin bölünme, uzmanlara göre devrimci dönemlerde genellikle çöküşün habercisi oluyor.

Ali Khamenei’nin cuma günkü konuşması, rejimin taviz değil güç kullanma yoluna gideceğini açıkça ortaya koydu. Ancak ABD Başkanı Trump’a yaptığı uyarı, rejimin savunmasızlığını fark ettiğini gösteriyor. Uluslararası tehditlere yanıt verme zorunluluğu bile, iç baskının dışarıdan gelen baskıyla birleştiğini kanıtlıyor.

Kayıplar ve Bilgi Savaşı

İnternet kesintileri sürerken, can kayıplarının gerçek boyutu belirsiz. Norveç merkezli İnsan Hakları İçin İran örgütü, 51 ila 65 ölüm arasında, aralarında dokuz çocuğun da bulunduğunu bildirdi. Time dergisine konuşan Tahran hastane kaynakları, başkentteki altı büyük hastanede 217’den fazla ölüm olduğunu aktardı. HRANA, 165’i çocuk olmak üzere 2.270’ten fazla gözaltı kaydetti.

İnternetin 8 ocakta kesilmesiyle sahadaki görüntüler büyük ölçüde gizlendi. Oscar ödüllü yönetmenler Jafar Panahi ve Mohammad Rasoulof, kesintilerin genellikle sert müdahaleleri gizleme amacı taşıdığını belirten ortak bir açıklama yayımladı.

Uluslararası Desteğin Artışı

ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’ın protestoları bastırmak için Hizbullah ve Iraklı milisleri kullandığını duyurdu. Bakan Marco Rubio, “ABD, İran halkının yanındadır,” dedi. Almanya Meclis Başkan Yardımcısı Amedi Nouri-pour ise protestoları “İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana eşi görülmemiş” olarak nitelendirdi.

Yine de bu baskılar, rejimin tutumunu yumuşatmadı. Khamenei, tüm ayaklanmayı “dış destekli” ilan ederek meşruiyetini baltalamaya çalıştı, ancak hareketin geniş tabanlı ve yerel doğası bunu gölgede bıraktı.

Karar Anı

Cumartesi akşamı yaklaşırken ve İranlılar Pahlavi’nin çağırdığı eylemlere hazırlanırken, ayaklanma 28 aralıkta başladığından beri en kritik sınavına giriyor. Rejim geniş çaplı şiddet kullanmaya hazır olsa da, protestoların büyüklüğü, yönetim içindeki çatlaklar ve “reform değil değişim” talebi, güvenlik güçlerinin baskısının bu hareketi bastırmada yetersiz kalabileceğini gösteriyor.

Rejimin gücüyle bu hareketi bastırıp bastıramayacağı ya da toplumsal mobilizasyon, ekonomik çöküş, dış baskı ve iç çözülmenin birleşiminin yeni bir dönemin başlangıcı olup olmadığı önümüzdeki saatlerde ve günlerde netleşecek.

Fotoğraf: Financial Times