Protestolar, 28 Aralık'ta İran para birimi riyalin sert değer kaybı sonrası başladı. Riyalin dolar karşısında 1,4 milyonu aşmasıyla ekonomik tepkiler şeklinde başlayan gösteriler kısa sürede rejim karşıtı harekete dönüştü. Göstericiler artık Ayetullah Ali Khamenei’nin devrilmesini talep ediyor; bir kısmı da devrim öncesi monarşinin geri dönüşü çağrısında bulunuyor.
Ölü Sayısı Hızla Artıyor
Norveç merkezli İran İnsan Hakları örgütü, can kaybının 11 Ocak itibarıyla en az 192’ye yükseldiğini açıkladı. 9 Ocak'taki verilerde bu sayı 116’ydı. Aktivistler, ülkedeki iletişim kesintisi nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini belirtiyor.
İran İnsan Hakları Merkezi (CHRI) internetin tamamen kesilmesini “son derece tehlikeli” olarak değerlendiriyor. Kuruluş, 2019’da yaşanan benzer bir kesintinin ardından binin üzerinde göstericinin öldürüldüğünü anımsatarak yeni bir toplu katliam riski bulunduğu uyarısında bulundu. Tahran ve Şiraz’daki hastaneler baş ve boyun bölgesine ateşli silahla vurulan çok sayıda yaralıyla dolu.
İletişim Karartması Genişliyor
İnternet izleme kuruluşu NetBlocks’a göre ülke genelinde bağlantı seviyeleri normalin yalnızca yüzde 1’i düzeyinde. Kesinti 60 saati aştı. Rejim, devlet medyasında yayınlarını sürdürürken 90 milyon İranlı birbirinden kopuk durumda. NetBlocks, bu durumu “dijital ölüm anahtarı” olarak nitelendirerek hem güvenlik güçlerinin eylemlerinin gizlenmesi hem de protestoların koordine edilmesinin engellenmesinin amaçlandığını belirtti. Tahran belediyesi çalışanlarının sokaklardan mermi kovanlarını topladığı bildirildi.
Eylemler Bastırılamıyor
Şiddet ve kesintiye rağmen gösteriler yeni kentlere yayılıyor. 10 Ocak'ta Tahran’ın farklı bölgelerinde toplanan kalabalıklar “Diktatöre ölüm” sloganı attı. Katılımın büyüklüğü nedeniyle yürüyüşlerin başlangıç ve bitişi görülmedi.
Protestolar Meşhed, Tebriz, Reşt, Kerec, İsfahan ve Şiraz gibi büyük kentlerde de devam ediyor. Meşhed’de göstericiler polis karakollarına saldırdı, güvenlik kameralarını devre dışı bıraktı. Huzistan eyaletinin İze kentinde protestocuların, rejimin teçhizat depoladığı Kızılay binasını ve bazı araçları ateşe verdiği bildirildi.
Uluslararası Tepkiler ve Tehditler
Ayaklanma dünya kamuoyunun da gündeminde. ABD Başkanı Donald Trump, protestoculara destek açıklaması yaptı ve “ABD yardım etmeye hazır” dedi. Trump’a olası askeri seçenekler sunulduğu ancak henüz karar alınmadığı ileri sürüldü.
İran Meclis Başkanı Mohammad Baqer Qalibaf ise “ABD saldırırsa, hem işgal altındaki topraklar [İsrail] hem de ABD üsleri meşru hedef sayılacaktır” ifadelerini kullandı.
Toplu Tutuklamalar
Polis Şefi Ahmad-Reza Radan, “isyanın ana unsurlarının” gözaltına alındığını açıkladı ancak sayı vermedi. İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na göre 2.600’den fazla kişi tutuklandı. Mahkemelere davaları hızla sonuçlandırmaları ve “merhamet göstermemeleri” talimatı verildi. Göstericilere “moharebeh” (Tanrı’ya savaş açmak) suçlaması yöneltiliyor; bu suç İran yasalarına göre idamla cezalandırılıyor. Rejim ayrıca bir Mossad ajanının da gözaltına alındığını duyurdu.
Taleplerin Yönü Değişti
Protestolar artık yalnızca ekonomik gerekçelere dayanmıyor. Bir kesim sürgündeki Veliaht Prens Reza Pahlavi’ye ve monarşiye destek verirken, diğerleri demokratik bir yönetim talebini öne çıkarıyor. Londra’daki İran Büyükelçiliği binasında kısa süreliğine asılan aslan ve güneşli eski bayrak bu farklı yönelimleri yansıtıyor.
Gösterilerin öne çıkan sloganı “Zalime ölüm ister şah ister lider (Khamenei)” oldu. Protestocular ne monarşiye dönmek ne de mevcut teokratik sistemin sürmesini istiyor; demokrasi ve halk egemenliği talep ediyor.
Ayaklanma 15. gününe girerken milyonlarca kişi baskı, tutuklama ve internet karartmasına rağmen sokaklarda. İran rejimi, 1979 devriminden bu yana en büyük krizle karşı karşıya. Gözler şimdi uluslararası baskının şiddeti durdurup durduramayacağına ve protestoların rejimin yapısını sarsıp sarsmayacağına çevrildi.
Fotoğraf: Iran International
