Skip to main content

Çatışan Önceliklerin Gölgesinde Zorunlu Diyalog: 11 Şubat 2026 Erdoğan-Miçotakis Zirvesi'nin Çok Boyutlu Analizi*



Nikolaos Stelya


11 Şubat 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleşen Başbakan Kiryakos Miçotakis-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zirvesi, Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerde “zorunlu normalleşme” döneminin en kritik kilometre taşlarından biri olarak kayda geçiyor. Ancak bu buluşma, her iki tarafın da beklentilerini ve stratejik önceliklerini şekillendiren temel bir gerilimle yüklüydü: Atina için zirve, Ege’deki gerilimi yönetmek ve askerî bir çatışma riskini önlemek amacıyla “risk yönetimi” aracı olarak görülürken; Ankara için, bu, “pozitif gündem” çerçevesinde ilişkileri normalize etme çabasıyla birlikte, Yunanistan’ın askerî yığınağına karşı “karşılıklı saygı” temelinde bir duruş sergileme fırsatıydı.

Seçim Takvimi ve Çok Cepheli Operasyonel Baskı: İç Politika Boyutu

Zirvenin arka planında yatan en belirgin faktörlerden biri, tarafların iç politik zamanlamaları ve bölgesel operasyonel kapasitelerindeki asimetridir. Yunanistan açısından bakıldığında, Miçotakis hükûmeti 2027 ortalarında yapılacak genel seçimlere kadar olan süreci “stratejik istikrar dönemi” olarak kodlamış durumda. Başbakan Miçotakis için Ege’deki gerilimin seçim takvimine denk gelmemesi hayati önem taşıyor; zira seçmen kitlesinin önünde hem güçlü bir savunma vizyonu sergileme, hem de yeni gerginlik tehdidinin gölgesinde ekonomik belirsizlik yaratmama ikilemi bulunmaktadır.

Atina’nın son dönemdeki agresif silahlanma programı (Fransız yapımı firkateynlerin teslimatı, F-35 savaş uçakları için yapılan anlaşmalar ve deniz üslerinin modernizasyonu) seçimlere kadar somut sonuçlar verecek şekilde zamanlandı. Miçotakis yönetimi, bu askerî yatırımları 2027 kampanyasında “güçlü Yunanistan” ve “Ege’de caydırıcılık” retoriğiyle seçim yatırımına dönüştürmeyi hedefliyor. Ancak bu silahlanmanın seçmen nezdinde meşruiyeti, fiili bir çatışma riskinin olmamasına bağlı. Dolayısıyla, 11 Şubat zirvesi, Miçotakis için “cephede sakinlik” garantisi alma çabasından öte, seçim ekonomisini tehdit edecek bir jeopolitik krizden kaçınma stratejisinin parçası olarak da okunabilir. “Zaman kazanma” politikası burada çift anlamlı olarak ele alınmalı: hem askerî dengeyi kurmak için zamana ihtiyaç duyulmakta, hem de seçimler öncesinde istikrarlı bir ortam sağlanması gerekmektedir. Aynı süreçte, bir yandan da Avrupa’nın yeni Rusya tehdidi algısını dikkate alan Atina, Ankara ile diyalog kanallarının açık tutulmasına önem atfediyor.

Türkiye açısından ise, tablo daha karmaşık ve çok cepheli bir görüntü arz ediyor. Ankara, Ege’deki gerilimi düşürme konusundaki istekliliğini sadece Yunanistan ile ikili denge bağlamında değil, aynı zamanda güney ve güneydoğu sınırlarındaki kırılgan durumlar ışığında değerlendiriyor. Suriye’deki durum son derece kırılganlığını korumakta; Esad rejiminin çöküşü sonrası oluşan durum, PKK/YPG kontrolündeki bölgelerin statüsü, Türkiye’nin operasyonel kapasitesinin önemli bir kısmını güneyde tutuyor. İran ile yaşanan nükleer kriz ve İsrail-İran geriliminin bölgesel yayılım riski ise Ankara’nın Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki manevra alanını daraltan gelişmeler olarak öne çıkıyor.

Bu bağlamda, Kürt meselesinde son dönemde İmralı üzerinden verilen diyalog mesajları ve “çözüm süreci” sinyalleri, Türkiye’nin çok cepheli operasyonel yorgunluğu ve iç politik konsolidasyon ihtiyacıyla yakından ilişkili. Ege’de yeni bir tansiyon yükselişi, Ankara’nın hem Suriye’deki operasyonel özgürlüğünü kısıtlayacak, hem de iç politikada güvenlik gündeminin dağılmasına yol açacaktır. Dolayısıyla, 11 Şubat zirvesi, Türkiye için de “zorunlu istikrar” döneminin bir ürünü olarak görülebilir; Ankara, mevcut kaynaklarını ve diplomatik kapasitesini güneydeki krizlere (Suriye, İran) odaklamak isterken, batı cephesinde (Ege) “kontrollü normalleşme“yi tercih etmektedir.

Yunanistan’ın Perspektifi: Düşük Beklentiler ve Risk Yönetimi

Atina merkezli analizler, zirveye ilişkin beklentileri son derece düşük tutmuş, “somut sonuç” yerine “sürecin sürdürülmesi” vurgusunu ön plana çıkarmıştır. Miçotakis hükûmeti ve akademik çevreler, zirvenin temel amacının yapısal anlaşmazlıkları çözmek değil, Ege’deki krizleri ve kazaları önlemek olduğu konusunda hemfikir. Bu çerçevede Atina, “sert gündem” (kıta sahanlığı, MEB, kara suları, adaların silahsızlandırılması, gri bölgeler) ile “pozitif gündem” (ekonomi, ticaret, turizm, göç, vize kolaylıkları) arasında keskin bir ayrım yapmakta; resmî olarak tanımlanan tek anlaşmazlığın deniz yetki alanlarının sınırlandırılması olduğunu ısrarla vurguluyor.

Yunan basınında yer alan değerlendirmeler, Atina’nın stratejisini “zaman kazanma” olarak nitelendirmekte; ülkenin askerî modernizasyonunu tamamlaması ve yeni savunma dengelerini kurması için diyalog mekanizmalarını canlı tutma ihtiyacına dikkat çekmektedir. Ancak bu kez bu “zaman kazanma” stratejisi, 2027 seçim takvimiyle örtüşen bir iç politika hesabına dönüşmüş durumda.

Ayrıca, Atina’daki yorumlarda zirvenin ABD ve AB’ye yönelik sembolik bir mesaj taşıdığı belirtiliyor: Tarafların doğrudan konuşabileceği, üçüncü aracılara ihtiyaç duymadan kriz yönetimi yapabileceği gösterilmeye çalışılmaktadır. Yaklaşık iki yıllık bir aradan sonra yeniden toplanan Üst Düzey İş birliği Konseyi (ÜDİK), bu “istikrar sinyali”nin en somut aracı olarak öne çıkarılıyor. Buna karşılık, muhalefetten gelen eleştiriler, bu yaklaşımı “millî kaygısızlık” olarak nitelendirmekte; Türkiye’nin diyaloğu revizyonist taleplerini meşrulaştırma aracı olarak kullanabileceği uyarısında bulunmaktadır.

Türkiye’nin Perspektifi: Sorumlu Ama Teslim Olmayan Muhatabın Rolü

Türk tarafının bakış açısı ise “pozitif gündemin sınavı” çerçevesinde şekilleniyor. Ankara, 2023 Atina Deklarasyonu ile başlatılan normalleşme sürecinin devamlılığını test etmekte, ancak “herşey masada” yaklaşımını koruyarak Yunanistan’ın tek taraflı olarak tanımladığı “tek sorun” (MEB/kıta sahanlığı) çerçevesini kabul etmemektedir. Türk tarafındaki analizler, Atina’nın  “egemenlik sorunları ve kırmızı çizgiler masada yok” şeklindeki retoriğini, müzakere alanını daraltma ve iç kamuoyunu tatmin etme çabası olarak okumakta; bunun “içi boş bir tören” riskini taşıdığı uyarısında bulunmaktadır.

Ankara için kritik önceliklerden biri, Yunanistan’ın son dönemdeki askerî harcamaları karşısında “güvenlik ikilemini” gündeme taşımaktır. Türk medyasında yer alan yorumlarda, Atina’nın silahlanma yarışının güven ortamını zedelediği; karşılıklı şeffaflık sağlanmadan pozitif gündemin sürdürülemez olacağı vurgulanmaktadır. Ancak bu kez Türkiye’nin bu çıkışı, mevcut bölgesel kısıtlamalar (Suriye, İran) nedeniyle daha “defansif” bir karakter taşımaktadır. Ankara, güneydeki operasyonel yoğunluğu nedeniyle Ege’de yeni bir krizin maliyetini karşılayamayacağının farkında.

Ayrıca, Ankara Miçotakis heyetinin yapısını dikkatle incelemekte; Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın NATO programı nedeniyle zirveye katılmamasını ve yerine teknik danışmanların Türkiye’nin yolunu tutmasını, Atina’nın “tekno-bürokratik” ve “düşük profilli” bir yaklaşım tercih ettiğinin işareti olarak yorumluyor. Bu, Miçotakis’in seçim öncesi iç politik riskleri minimize etme çabasının bir yansıması olarak algılanabilir. Zira Atina’da uzun zamandan beri Miçotakis-Dendias arasındaki uzlaşmazlık basın kulvarlarında konuşulan bir gelişme. Ve hatırlanacağı üzere hükûmetin en popüler simalarından olan Dendias, Türk-Yunan ilişkilerinde şahin çıkışlarıyla tanınan bir isim.

Karşılıklı Çıkar Hesabı: Zorunlu “Ateşkesin” Mantığı

Her iki taraf için de 11 Şubat buluşması, klasik anlamda bir “yakınlaşma” değil, “zorunlu ateşkes” mantığıyla şekillendi. Miçotakis, 2027 seçimlerine kadar Ege’deki statükoyu korumak ve silahlanma yatırımlarını seçim kampanyasına aktarabilmek için Ankara ile “krizsiz bir dönem” protokolüne ihtiyaç duyuyor. Erdoğan ise, Suriye’nin kuzeyindeki kırılgan dengeyi koruma, İran krizinin bölgesel etkilerini yönetme ve iç politikada Kürt meselesindeki diyalog sürecini istikrarlı tutma çabaları nedeniyle batı cephesindeki gerilimi minimize etme zorunluluğu hissediyor.

Bu durum, “pozitif gündem”in işlevselliğini arttırmakta ancak aynı zamanda yapısal sorunların çözümünü ertelemektedir. Taraflar, seçim takvimleri ve bölgesel krizler nedeniyle Ege’deki statükoyu “donmuş çatışma” haline getirme konusunda hemfikir görünmektedir. Ancak bu “zorunlu normalleşme”, silahlanma yarışının devam etmesi ve deniz yetki alanlarındaki karşıtlıkların derinleşmesi nedeniyle kırılgan bir denge teşkil etmeye devam ediyor. Aynı süreçte ise, Kıbrıs meselesindeki derin uzlaşmazlık hâli gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Türk tarafı son dönemde daha düşük tonda da olsa “iki devletli çözüm” ısrarını sürdürüyor. Yunan-Rum ikilisi ise Crans Montana’da kesilen görüşmelerin iki kesimli, iki toplumlu federasyon temelinde sürmesi konusunda ısrarcı.

Sonuç Yerine: “Kontrollü Gerilim”in Yönetilmesine Yönelik bir “Zorunlu Diyalog” Örneği

11 Şubat 2026 zirvesi, Yunan-Türk ilişkilerinde yapısal sorunları çözmekten ziyade, bunların etrafında oluşan “kontrollü gerilim”in yönetilmesine yönelik bir “zorunlu diyalog” örneği olarak tarihe geçiyor. Ancak bu kez zorunluluk, sadece klasik “kriz-çözüm-kriz” döngüsünden kaçınma isteğinden değil, her iki tarafın da iç politik ve operasyonel kısıtlamalarından kaynaklanmaktadır. Atina için zirve, 2027 seçimlerine kadar sürecek “statükoyu dondurma” ve silahlanmayı seçim yatırımına dönüştürme stratejisinin bir parçasıdır. Ankara için ise güneydeki krizler (Suriye, İran) ve iç politik dengeler (Kürt meselesinde diyalog) karşısında batı cephesinde “zorunlu istikrar” arayışıdır.

Taraflar, hem iç kamuoylarına “teslim olmayan” lider imajı verme, hem de uluslararası arenada (ABD, AB, NATO) “sorumlu aktör” olarak görünme zorunluluğu arasında denge kurmaya çalışmışlardır. Ancak, deniz yetki alanlarından Kıbrıs’a, azınlık haklarından silahsızlandırmaya kadar temel konulardaki karşıtlıkların derinliği, bu buluşmanın “düşük profilli” kalmasını zorunlu kılmış; “pozitif gündem”in sınırları, kırmızı çizgiler ve seçim takvimleri tarafından net bir şekilde çizilmiştir.


KAYNAKÇA


A Haber. «Yunanistan Başbakanı Miçotakis Türkiye’ye geliyor! İşte masadaki konular». 10 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.ahaber.com.tr/gundem/2026/02/10/yunanistan-basbakani-micotakis-turkiyeye-geliyor.

CNN Greece. «Ραντεβού Μητσοτάκη – Ερντογάν στην Άγκυρα: Οι προσδοκίες, οι “κόκκινες γραμμές” και τα μηνύματα» [Ankara’da Mitsotakis-Erdoğan Randevusu: Beklentiler, “Kırmızı Çizgiler” ve Mesajlar]. 3 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.cnn.gr/politiki/story/517680/rantevoy-mitsotaki-erntogan-stin-agkyra-oi-prosdokies-oi-kokkines-grammes-kai-ta-minymata.

Endeks24. «Ankara ve Atina arasında pozitif gündem sınavı başlıyor». 10 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.endeks24.com/ankara-ve-atina-arasinda-pozitif-gundem-sinavi-basliyor.

Euro2day. «Η συνάντηση Μητσοτάκη – Ερντογάν και η ουσία» [Mitsotakis-Erdoğan Görüşmesi ve Öz]. 11 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.euro2day.gr/specials/reveille/article/2337398/h-synanthsh-mhtsotakh–erntogan-kai-h-oysia.html.

Gazete Oksijen. «Görüş: Erdoğan-Miçotakis görüşmesi öncesi Atina: Türkiye ile tek bir sorunumuz var». 10 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://gazeteoksijen.com/dunya/erdogan-micotakis-gorusmesi-oncesi-atina-turkiye-ile-tek-bir-sorunumuz-var-265180.

Gnomionline. «Χαμηλός πήχυς, δύσκολες ισορροπίες: Σήμερα το ραντεβού Μητσοτάκη με Ερντογάν» [Düşük Çıta, Zor Dengeler: Bugün Mitsotakis ile Erdoğan’ın Randevusu]. 11 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.gnomionline.gr/chamilos-pichys-dyskoles-isorropies-simera-to-rantevou-mitsotaki-me-erntogan/.

Kathimerini. «Μητσοτάκης – Ερντογάν: Αρρυθμίες στο παρά ένα της συνάντησης» [Mitsotakis-Erdoğan: Görüşmenin Son Dakikasındaki Arızalar]. 11 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.kathimerini.com.cy/gr/politiki/diplomatia/mitsotakis-%E2%80%93-erntogan-arrythmies-sto-para-ena-tis-synantisis.

Katrinis, Michalis. «Να τηρηθούν οι διαχρονικές, εθνικές “κόκκινες” γραμμές» [Tarihsel Ulusal “Kırmızı” Çizgiler Korunmalıdır]. Proini.news, 10 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://proini.news/m-katrinis-na-tirithoun-oi-diachronikes-ethnikes-kokkines-grammes/.

Liberal.gr. «Συνάντηση Μητσοτάκη – Ερντογάν – Άμεση ανάλυση: Η επόμενη μέρα στις ελληνοτουρκικές σχέσεις» [Mitsotakis-Erdoğan Görüşmesi – Anlık Analiz: Yarın/Gelecek Gün Yunan-Türk İlişkilerinde]. 7 Aralık 2023. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.liberal.gr/amyna-diplomatia/amesi-analysi-i-epomeni-mera-stis-ellinotoyrkikes-sheseis.

Liberal.gr (Kyriakidis, Stathis). «Συνάντηση Μητσοτάκη – Ερντογάν: Οι κόκκινες γραμμές, ο διάλογος και οι προσδοκίες της Αθήνας» [Mitsotakis-Erdoğan Görüşmesi: Kırmızı Çizgiler, Diyalog ve Atina’nın Beklentileri]. 11 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.liberal.gr/politiki/synantisi-mitsotaki-erntogan-oi-kokkines-grammes-o-dialogos-kai-oi-prosdokies-tis-athinas.

Panhellenic Post. «Το κλίμα ενόψει της συνάντησης Μητσοτάκη – Ερντογάν» [Mitsotakis-Erdoğan Görüşmesi Öncesinde İklim]. 11 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.panhellenicpost.com/2026/02/11/το-κλίμα-ενόψει-της-συνάντησης-μητσοτ/.

Türkiye Gazetesi. «Miçotakis, Erdoğan’la kritik görüşme için Türkiye’ye geliyor». 5 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/micotakisin-turkiyeye-gelecegi-tarih-belli-oldu-1768805.

Yeni Düzen. «Erdoğan-Mitsotakis 17 ay aradan sonra bugün bir araya geliyor». 11 Şubat 2026. Erişim 11 Şubat 2026. https://www.yeniduzen.com/erdogan-mitsotakis-17-ay-aradan-sonra-bugun-bir-araya-geliyor-191795h.htm. 


* Bu yazı ilk defa 11 Şubat 2026 tarihinde Uluslararası Politika Akademesi'nde yayımlandı.