TLF ÖZEL: "Sana Güvenmiyoruz!" Netanyahu Trump ile Olağanüstü Görüşmeye Hazırlanıyor; İran'a karşı İsrail Hamlesi Masada
Trump–Netanyahu görüşmesi, yetkililerin “varoluşsal bir hesaplaşma anı” diye nitelediği bu olağanüstü buluşma, Kudüs’ten gelen sarsıcı uyarıların ardından gerçekleşiyor. İsrailli yetkililer, Beyaz Saray’ın kozmetik askerî hamleler ve diplomatik yatıştırma yoluyla İsrail’in güvenliğini feda etmeye hazırlandığı konusunda uyarılarda bulunuyor. The Jerusalem Post’ta (8 Şubat) yer alan, güvenlik kaynaklarına dayalı yeni bir habere göre, İsrailli savunma yetkilileri son haftalarda Amerikalı mevkidaşlarına sert bir mesaj iletti: “Amerikalılara, İran’ın balistik füzeler konusunda belirlediğimiz kırmızı çizgiyi aşması hâlinde tek başımıza saldırıya geçeceğimizi söyledik.”
Bu, sadece bir pozisyon alma değil. Güven erozyonu kırılma noktasına ulaşmış durumda. Askerî yetkililer, İran’ın füze kapasitesini tek başına zayıflatmaya yönelik operasyonel planları —ana üretim tesislerine yönelik saldırıları da içeren— ayrıntılandırmış durumda. Bunun nedeni, Başkan Donald Trump’ın Yemen’deki Husi operasyonlarına benzer bir “sınırlı saldırı modeli” benimseyeceğine dair büyüyen kaygı. The Jerusalem Post’a konuşan bir askerî yetkili, “Kaygı şu: birkaç hedef seçip başarı ilan ederek, tıpkı Husi örneğinde olduğu gibi, sonuçlarla başa çıkmak için bizi yalnız bırakabilir” dedi ve ekledi: “Bu tür kısmi önlemler temel tehdidi ortadan kaldırmayacak.”
İsrail'deki alarm durumu giderek artıyor. Netanyahu, Trump’ın Tahran’ın füze cephaneliğini büyük ölçüde görmezden gelen dar kapsamlı bir nükleer anlaşma imzalamaya hazırlandığı endişesiyle Washington’a gidiyor. Israel Hayom’da (8 Şubat) yazan analist Danny Citrinowicz, Kudüs’ün kâbus senaryosunu ortaya koyuyor: İran rejimini zayıflatmak için doğan “tarihî pencere” kapanırken Trump, “yalnızca sınırlı müzakereler”e geri dönüyor. İsrailli şahinlere göre dar bir anlaşma, mevcut rejimi güçlendirecek; İsrail’i yalnızlaştıracak; füze ve vekil güç sorunlarını çözümsüz bırakacak ve en kritik olarak da İsrail’in gelecekte İran’a saldırma seçeneğini fiilen elinden alacak.
İsrailli yorumcular, felaket senaryolarını çağrıştıran tarihî benzetmeler yapıyor. Ynet’te yayımlanan sert bir eleştiri yazısında öne çıkan isimlerden Ben-Dror Yemini, Trump’ın Münih’te Neville Chamberlain’in izinden gittiği uyarısında bulunuyor; Hamenei’nin elçilerine meşruiyet tanınırken İran rejiminin protestocuları sokaklarda katlettiğine dikkat çekiyor. Yemini, müzakerenin bizzat kendisinin ekonomik çöküşün eşiğindeki bir rejime can simidi olduğunu belirterek, “Görüşmelerin kendisi rejime destektir; onu devirmeye giden bir yol değil” diyor.
Stratejik kopuş artık açıkça görülüyor. Hava Kuvvetleri Komutanlığına atanan Tuğgeneral Omer Tishler, İsrail’in “hareket serbestisini” saklı tuttuğunu vurgulamak üzere Netanyahu’ya Washington’da eşlik edecek. Savunma Bakanı Israel Katz’ın askerî adayı onaylamama kararının ardından Washington’da hâlihazırda savunma ataşesinin bulunmaması ve normal diplomatik kanalların devre dışı kalması, krizi daha da derinleştiriyor; Kudüs artık rutin koordinasyona güvenmiyor.
Netanyahu Beyaz Saray’a adım atmaya hazırlanırken İsrailli yetkililerin mesajı net: Trump’a olan inanç çökmek üzere. Eğer Başkan, kapsamlı bir askerî harekât yerine kısmi önlemleri ve diplomatik gösteriyi tercih ederse, Kudüs’ün kendini savunmaktan başka seçeneği kalmayacak —bu durumda yalnız, tek taraflı ve muhtemelen Washington’un isteklerine rağmen Orta Doğu İsrail'in yeni, tek taraflı bir saldırısına tanıklık edebilir.
