İran’ın Diego Garcia’ya Yönelik Füze Girişimi, Kıbrıs’taki Birleşik Krallık Üslerine İlişkin Kaygıları Büyütüyor
İran’ın cumartesi günü Diego Garcia’ya doğru iki orta menzilli balistik füze fırlatması, yalnızca Hint Okyanusu’ndaki dengeleri değil, Doğu Akdeniz’deki güvenlik hesaplarını da sarsan bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Tahran’ın Orta Doğu dışındaki bir hedefe yönelik bilinen ilk füze saldırı girişimi olarak görülen bu adımın, Kıbrıs’taki Birleşik Krallık üsleri bakımından da ciddi uyarı niteliği taşıdığı belirtiliyor.
Füzelerin hiçbiri, Hint Okyanusu’nda bulunan ve Birleşik Krallık tarafından kiralanan ABD üssünü vuramadı. İlk füzenin uçuş sırasında başarısız olduğu bildirilirken, ikinci füze için bölgede konuşlu bir ABD savaş gemisinden SM-3 önleyicisi ateşlendi. Ancak önlemenin tam anlamıyla başarılı olup olmadığı konusunda henüz net bir açıklama yapılmadı.
Saldırının zamanlaması da ayrıca dikkat çekti. Girişimin, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın, Hürmüz Boğazı’nda ticari deniz taşımacılığını tehdit eden İran füze noktalarına karşı yürütülen operasyonlar kapsamında Diego Garcia ve RAF Fairford dahil Birleşik Krallık bağlantılı üslerin Amerikan güçlerince daha geniş ölçekte kullanılmasına onay vermesinden yalnızca saatler sonra gerçekleştiği kaydedildi.
Uzmanlara göre olayın en çarpıcı yönü, saldırının sonucundan çok ortaya koyduğu menzil kapasitesi oldu. Yaklaşık 4 bin kilometrelik bu mesafe, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi’nin daha önce açıkladığı 2 bin kilometrelik azami füze menzilinin iki katına işaret ediyor. İran’ın gerçek füze kapasitesinin resmî söylemin ötesine geçtiğine dair değerlendirmeler uzun süredir yapılsa da son girişim bunun fiilî bir operasyonel gösterimi olarak görülüyor. Analistlere göre verilmek istenen mesaj açık: Müttefiklere ait hiçbir askerî tesis artık erişilmez kabul edilemez.
Lefkoşa’da Dikkatler Egemen Üs Bölgeleri’ne Çevrildi
Bu gelişmenin yankısı, Kıbrıs’ta özellikle Lefkoşa’da daha güçlü hissediliyor. Ada üzerindeki Birleşik Krallık’a ait Egemen Üs Bölgeleri — güneybatıda bulunan Batı Egemen Üs Bölgesi ile doğuda yer alan Doğu Egemen Üs Bölgesi — Londra’nın denizaşırı en stratejik askerî tesisleri arasında yer alıyor. Söz konusu üsler, 1990’lı yıllardan bu yana Orta Doğu’daki hemen her büyük çatışmada ileri konuşlanma, lojistik destek ve askerî sevkiyat merkezi olarak kullanıldı.
Son dönemde Yemen’deki Husi hedeflerine yönelik ABD-Birleşik Krallık saldırılarında, özellikle Batı Egemen Üs Bölgesi’nin lojistik ve istihbarat merkezi olarak oynadığı rol sıkça gündeme gelmişti. Egemen Üs Bölgeleri, daha önce Irak, Suriye ve Afganistan’daki operasyonlarda da kritik görevler üstlenmişti.
Askerî çevrelerin dikkat çektiği bir diğer unsur ise Kıbrıs’ın coğrafi konumu. Ada, İran’a yaklaşık 1.500 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu mesafe, İran’ın halihazırda sahip olduğu Shahab ve Kheibar Shekan balistik füze sistemlerinin operasyonel menzili içinde kalıyor. Başka bir ifadeyle, Diego Garcia örneğinde görülen daha uzun menzil kabiliyetine ihtiyaç duyulmaksızın, Kıbrıs’taki Egemen Üs Bölgeleri zaten mevcut kapasiteyle hedef alınabilecek alanlar arasında değerlendiriliyor.
Hizbullah Ihtimali Kaygıyı Daha Da Artırıyor
Bölgedeki güvenlik değerlendirmelerinde öne çıkan bir başka unsur da Hizbullah faktörü. İran’ın bölgedeki en etkili vekil gücü olarak görülen örgütün, 100 bini aşkın roket ve füzeden oluşan geniş bir cephaneliğe sahip olduğu tahmin ediliyor. Bu sistemlerin önemli bir bölümünün, Lübnan’dan Kıbrıs’a ulaşabilecek orta menzilli kapasite taşıdığı belirtiliyor. Kıbrıs ile Lübnan arasındaki yaklaşık 170 kilometrelik mesafe de bu tehdidi daha somut hale getiriyor.
Hizbullah, şimdiye kadar Kıbrıs’taki Egemen Üs Bölgeleri’ne yönelik açık bir tehditte bulunmuş değil. Bununla birlikte İsrail ve Batılı istihbarat kaynaklarının değerlendirmelerinde, Doğu Akdeniz’deki Birleşik Krallık veya ABD askerî altyapısının devreye girdiği senaryolara ilişkin olası planlamaların uzun süredir dikkate alındığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre, mevcut ABD-İran-İsrail geriliminin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşmesi halinde, Kıbrıs’taki Egemen Üs Bölgeleri yalnızca lojistik destek noktaları olarak kalmayabilir; doğrudan hedef haline de gelebilir. Cumartesi günkü füze girişiminin, bu ihtimali önemli ölçüde güçlendirdiği yorumları yapılıyor.
Hem askerî hem sivil risk büyüyor
Diego Garcia’daki olayın ardından Pentagon, Orta Doğu’ya ek savaş gemileri ve binlerce deniz piyadesi sevk edeceğini açıkladı. Kıbrıs’taki Egemen Üs Bölgeleri için benzer koruyucu önlemlerin devreye alınıp alınmadığı ise kamuoyuna açıklanmış değil. Bununla birlikte Birleşik Krallık savunma yetkililerinin, denizaşırı tüm askerî tesislerde güvenlik protokollerini gözden geçirdiği bildirildi.
Kıbrıs açısından mesele yalnızca askerî boyutla sınırlı değil. Egemen Üs Bölgeleri’nin çevresinde yaşayan sivil nüfus dikkate alındığında, Batı Egemen Üs Bölgesi ya da Doğu Egemen Üs Bölgesi’ni hedef alabilecek herhangi bir saldırının doğrudan insani sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti, bölgesel krizlerde bugüne kadar dikkatli ve dengeli bir tutum izlemeye çalışırken, aynı zamanda müttefik operasyonlarına dolaylı biçimde alan açan hassas bir çizgiyi korudu. Ancak son gelişmeler, bu dengenin sürdürülmesini giderek daha zor hale getirebilir.
İran’ın Diego Garcia’ya yönelik başarısız füze girişimi, yalnızca çatışmanın coğrafi sınırlarını genişletmekle kalmadı; aynı zamanda hangi Batılı hedeflerin artık risk altında görüldüğüne ilişkin değerlendirmeleri de kökten değiştirdi. Daha önce uzak, korunaklı ya da görece güvenli kabul edilen askerî tesislerin artık doğrudan tehdit çemberine girmiş olabileceği yönündeki kaygılar, başta Kıbrıs olmak üzere bölge genelinde giderek güç kazanıyor.
