Orta Doğu’da gerilim, hafta sonu yaşanan karşılıklı saldırılarla yeni ve daha tehlikeli bir eşiğe taşındı. İran’ın, Kıbrıs’taki Egemen Üs Bölgelerinin bulunduğu yöne iki balistik füze fırlatması, adayı uzun yıllar sonra ilk kez doğrudan bölgesel çatışmanın “menzil hattı”na soktu. Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı, füzelerin önlendiğini duyururken, saldırının üslerin bilinçli şekilde hedef alınıp alınmadığının netleşmediğini açıkladı.
Bu gelişme, ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da başlattığı ve İran’da çok sayıda hedefi vurduğu belirtilen “Epic Fury” adlı askerî harekâtın ardından geldi. Söz konusu harekâtta, İran’ın hava savunma sistemleri, füze altyapısı ve komuta merkezlerinin hedef alındığı; Tahran’da üst düzey noktaların da vurulduğu ileri sürülüyor.
“Epic Fury” Harekâtı: Hedefler ve Zamanlama Tartışması
ABD–İsrail koordinasyonunda yürütüldüğü belirtilen operasyon kapsamında İran genelinde yüzlerce hedefe saldırı düzenlendiği iddia ediliyor. Operasyonun; hava savunma bataryaları, füze rampaları, komuta-kontrol merkezleri ve kritik askeri tesisleri kapsadığı aktarılıyor. İran ile ABD arasında bir süredir dolaylı nükleer görüşmeler yürütüldüğü, yeni bir turun da planlandığı iddiaları ise operasyonun zamanlamasına dair uluslararası düzeyde eleştirileri artırdı.
Operasyonun amacı konusunda ise taraflardan gelen açıklamalar sertti: Washington tehdidi “ortadan kaldırma” vurgusu yaparken, Tel Aviv yönetimi operasyonu “varoluşsal risk” söylemiyle gerekçelendirdi. Diplomatik kanalların devreye girmesi gerektiğini savunan birçok ülke, bölgede kontrolsüz tırmanma riskine dikkat çekti.
İran’da Üst Düzey Kayıplar ve Yönetim Krizi İddiaları
Operasyonun en çarpıcı sonucu olarak, İran liderliğinin en üst kademesinde kritik kayıplar yaşandığı ileri sürüldü. İran devlet medyasına dayandırılan haberlerde, ülkenin en tepe isimlerinden Ayetullah Ali Hamaney’in öldüğü ayrıntısı yer aldı. Yine ilk saldırı dalgasında çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği, ülke genelinde yas ilan edildiği ve karar alma mekanizmasında belirsizlik oluştuğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Analistler, böyle bir senaryonun İran’da güç boşluğu ve daha sert bir güvenlik yaklaşımı riskini artırabileceğini; karar süreçlerinde askeri yapıların ağırlığının yükselmesinin olası olduğunu belirtiyor.
İran’ın Misillemesi: Körfez’den Irak’a, Çok Cepheli Yanıt
İran Devrim Muhafızları’nın, bölgede ABD varlığının bulunduğu çok sayıda noktaya ve İsrail’de askeri hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini açıkladığı bildirildi. Körfez ülkelerinde patlama sesleri duyulduğu, bazı havaalanları ve liman bölgelerinde hasar oluştuğu iddiaları gündeme geldi. İran tarafının, saldırılarda ABD personeline kayıp verdirildiği yönündeki açıklamaları ise bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.
Irak’ta da bazı Şii milis grupların ABD üslerini hedef aldığına ilişkin haberler paylaşıldı. Bölgedeki hava sahalarının kısmen kapatıldığı ve bunun uluslararası uçuşlarda geniş çaplı aksamaya neden olduğu belirtiliyor.
Kıbrıs Neden Hedef Hattına Girdi?
Krizin Kıbrıs boyutu, çatışmanın coğrafi olarak Doğu Akdeniz’e genişlediği yorumlarına yol açtı. Kıbrıs’ta bulunan Akrotiri ve Dhekelia üs bölgeleri, Birleşik Krallık’ın Doğu Akdeniz’deki en önemli askeri merkezleri arasında kabul ediliyor. İngiltere Savunma Bakanı John Healey, iki füzenin Kıbrıs yönünde ateşlendiğini ve önlendiğini söylerken, hedeflemenin kasıtlı olup olmadığı konusunda temkinli konuştu.
İngiliz savaş uçaklarının Kıbrıs ve Katar’dan “savunma amaçlı” sortiler yürüttüğü; füze ve İHA tehditlerine karşı önleme faaliyetlerinde bulunduğu da aktarıldı. Bu durum, Kıbrıs’ı fiilen daha geniş bir bölgesel savunma mimarisinin parçası haline getirirken, aynı zamanda misilleme riskini de büyütüyor.
Kıbrıs açısından bir diğer kritik nokta, adanın Avrupa Birliği (AB) üyesi olması. Füzelerin bir AB ülkesine doğru rota alması, krizin yalnızca Orta Doğu’yu değil, Avrupa güvenliğini de yakından ilgilendiren yeni bir safhaya evrildiği şeklinde değerlendiriliyor.
Bölgeyi Bekleyen Riskler: Hürmüz, Enerji ve Sivil Havacılık
Taraflardan gelen açıklamalar, kısa vadede yumuşama ihtimalini zayıflatıyor. ABD tarafında “daha büyük güç” vurgulu sert mesajlar öne çıkarken, İran cephesinde de bölgedeki ABD ve İsrail bağlantılı hedeflerin “meşru hedef” sayılacağına dair ifadeler dikkat çekiyor. Bu karşılıklı söylem, krizi besleyen bir misilleme döngüsü oluşturuyor: Her yeni saldırı, bir sonraki yanıtın gerekçesi haline geliyor.
Uzmanların en fazla dikkat çektiği başlıklardan biri Hürmüz Boğazı. Küresel petrol taşımacılığının önemli bir bölümünün geçtiği bu hattaki olası bir aksama, yalnızca bölgesel değil küresel enerji piyasalarını da sarsabilir. Ayrıca Körfez ülkelerindeki hava sahası kapanmaları ve sivil altyapı üzerindeki baskı, havacılık ve ticaret akışını da olumsuz etkiliyor.
Kıbrıs İçin “Kenar Hat” Dönemi Bitti
1 Mart’ta Kıbrıs yönüne ateşlendiği belirtilen füzeler, Doğu Akdeniz’in artık bu savaşın dışında olmadığını gösteren kritik bir işaret olarak görülüyor. İngiliz üslerinin bölgesel operasyonlarda etkin rol alması, adanın güvenliği açısından yeni bir hassas denge yaratıyor. Kıbrıs’ın hem AB içindeki konumu hem de adadaki Egemen Üsler Bölgesi’nin fiili rolü nedeniyle, önümüzdeki günlerde daha yoğun bir diplomatik baskıyla karşılaşması bekleniyor.
