Yüzdeler Kimseyi Aldatmasın: Kıbrıs'ta Sandıktan, Sınıfsal Buhranın Eseri Boykot Ve Aşırı Sağ-Popülizm Harmanı Çıktı
İlk bakışta, pazar gecesi ortaya çıkan tablo bu öngörünün erken, hatta hatalı olduğu izlenimini verdi. Kıbrıs siyasetinin üç geleneksel ağır topu genel olarak konumlarını korudu; merkez sağdaki muhafazakâr DISY, AKEL’in önünde rahat bir farkla birinci parti çıkarken, AKEL oy oranını yaklaşık bir puan artırdı, Kıbrıs siyasetinin “cumhurbaşkanını belirleyen (kingmaker)” partisi olarak bilinen DIKO ise üçüncü sırayı kaybetmesine rağmen seçmen tabanını korumayı başardı.
Buna rağmen, bu sonuçları geleneksel siyasî nizamın bir tür zaferi olarak görmek, görüneni özle karıştırmak anlamına geliyor. Zira en az dört nedenle, geleneksel partilerin yüzeydeki dayanıklılığı rehaveti haklı çıkarmıyor.
Her şeyden önce, bugün Kıbrıs’ta en büyük “siyasî güç” DISY değil, sandığa gitmeyenler yani boykot cephesi. Seçmenlerin yaklaşık üçte biri bir kez daha oy kullanmaktan kaçındı; barınma krizi, gizli enflasyon ve yaşam standartlarının gerilemesiyle ezilen, temsil edilmediğini düşünen gençler ve geniş toplum kesimleri siyasal sınıfa rızalarını sessizce geri çekti.
Gecenin en dikkat çekici kazananı ise resmî söylemde kabul edilse de edilmese de ELAM oldu. Yunanistan’da liderliği bir suç örgütü yönetmekten mahkûm edilen Altın Şafak’ın Kıbrıs’taki mevkidaşı olarak görülen ELAM, derinleşen sosyoekonomik krizin ortasında, tepkisini sandıkta göstermek isteyen geniş kesimler için, Avrupa genelindeki aşırı sağ dalgayla uyumlu bir adres hâline geldi.
Pazar gecesinin diğer “sessiz kazananları” ise popülistlerdi. Adanın yolsuzlukla malûl siyasal düzeniyle hesaplaşma vaadinde bulunmalarına karşın, bu düzeni ayakta tutan yapısal temellere dokunmayı reddeden, siyaseten boşlukta, ama söylemde iddialı yeni bir aktör kuşağı sahneye çıktı. Kriz dönemlerinde aşırı sağ hiçbir zaman tek başına ilerlemiyor; popülizm, hayal kırıklığı içindeki geniş kitleler için çoğu zaman onunla birlikte gelen bir “afyon” işlevi görüyor.
Öte yandan, Anastasiades ve Christodoulides dönemlerinde kurulan muhafazakâr koalisyonların iki klasik direği olan EDEK ve çevreciler artık Meclis dışında. Daha birkaç yıl önce Kıbrıs’ın siyasal hayatında kayda değer aktörler olarak görülen bu iki yapı, yeni dönemin parlamento aritmetiğinde yer bulamadı.
Sonuç olarak, pazar gecesi ekranlara yansıyan yüzde oranları bazı kesimler için (örneğin şu an tek derdi elektrikli araç veya başka burjuva nimetle elde etmek isteyen kesimler açısından) rahatlatıcı görünebilir; ancak Kıbrıs’ın derin sosyopolitik dinamikleri, hızla değişen ve giderek daha kırılgan bir manzaraya işaret ediyor. Yerleşik sınıfsal eşitsizlikler hem aşırı sağa hem de popülist hareketlere elverişli bir zemin sunmayı sürdürürken, gerçekten sosyalist, sınıf temelli ve militan bir solun siyasal sahnede hâlen belirgin biçimde ve sınıfsal açıdan haince eksik olduğu dikkati çekiyor.
Artwork: Perplexity
.png)