Skip to main content

Classic NL – Mind Radio

Loading metadata…

Kanlı: "Kıbrıs’ta çözümün anahtarı: Yunanistan gibi Türkiye'nin de Kıbrıs'la sınırlı olarak o haklara sahip olması gerekir"

Kıbrıs meselesini ve Ankara'nın dış politika kodlarını yakından tanıyan deneyimli gazeteci Yusuf Kanlı, kritik bir dönemece giren Kıbrıs görüşmelerine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yıllarca Ankara'yı, Türkiye'yi ve Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini takip eden Kanlı, The Levant Files'a özel açıklamalar yaparak sürecin hem tıkanma noktalarını hem de Akdeniz'de topyekûn bir barışı tesis edebilecek büyük resmi masaya yatırdı.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Açıklaması Klasik, Sıradan Bir Açıklamaydı"

Son günlerde Kıbrıs diplomasisinde hareketliliğe yol açan BM Genel Sekreteri'nin girişimine dair konuşan Kanlı, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in "Ankara'dan yeşil ışık alındı" çıkışının abartılı olduğunu vurguladı. Kanlı'ya göre bu, Hristodulidis'in "kendine yontan" bir yorumundan ibaret.

12 Mart'taki Erdoğan-Guterres görüşmesine atıfta bulunan Kanlı, Türkiye'nin tutumunu şöyle özetledi: "Cumhurbaşkanı'na sorulan soru, yeni bir egzersiz olması durumunda Türkiye'nin nasıl davranacağıydı. Erdoğan da adada çözüm istediğini, Türkiye'nin her zaman adada çözüm istediğini; Genel Sekreter'in yapacağı yeni bir girişimde destek olunacağını söyledi. Ama bu açıklama bir 'alacak verecek' ya da 'her şey sizin emrinizde' açıklaması değil. Klasik, sıradan bir açıklama."

Kanlı, Erdoğan'ın bu görüşmede doğrudan "siyasi eşitlik" ifadesini kullanmasa da "tarafların siyasi egemenliğine dayalı bir çözümden" bahsetmesinin önemli bir nüans olduğuna dikkat çekti. Ankara'nın yeni pozisyonunun, Kuzey Kıbrıs'ta Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın 4 önerisiyle büyük oranda örtüştüğünü belirten Kanlı, Ankara ile Lefkoşa'daki muhalefet arasında bir eş güdüm olduğu sinyalini aldığını ifade etti: "Erdoğan, olacak yeni girişimin ucu açık olmaması gerektiğinden bahsetti... Bunlar tamamıyla olmasa da büyük oranda Erhürman'ın 4 önerisine dayalı bir yaklaşım. Dışişleri Bakanlığı kaynakları hâlâ iki devletli çözüm konusunda konuşsa da -ki orada Türk tarafında bir ikilik olduğu belli- Cumhurbaşkanlığı pragmatik bir şekilde adada çözüm istiyor."

"Rum Tarafı Topu Taca Atarsa Fatura Ağır Olur"

Kanlı'ya göre Ankara'nın bu yeni müzakere sürecindeki en net beklentisi, Rum tarafının oyalama taktiklerine karşı bir "B Planı"nın devreye girmesi. Sürecin tıkanması durumunda Kıbrıs Türklerinin statüsünün netleşmesi yönünde adımlar atılabileceğini söyleyen Kanlı, Ersin Tatar'ın "3D" (Doğrudan Ticaret, Doğrudan Ulaşım, Doğrudan Temas) olarak formüle ettiği ve Tufan Erhürman'ın da desteklediği tezlere işaret ederek şöyle konuştu: "Cumhurbaşkanlığı, karşı taraf yine bir şekilde topu taca atarsa bunun karşılığında bir fatura çıkarılması gerektiğini düşünüyor. Yani tanınma olmasa bile KKTC'nin varlığının kabulü ve buna göre doğrudan ticaret, ulaşım ve temasın mümkün hale gelmesi."

Atina ve Ankara arasındaki temaslara da değinen Kanlı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Yunan mevkidaşı Yorgos Yerapetritis'in görüşmesinin sıradan bir diplomasi trafiği olmadığını düşünüyor. Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisi ve Avrupa programlarına katılım gibi başlıklarının Kıbrıs sorunundan bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Kanlı, bölgesel bir büyük uzlaşı formülü önerdi: "Türkiye olmadan Yunanistan, Yunanistan olmadan Türkiye Kıbrıs'ta bir şey yapamaz. Yapacağını söyleyen yalan söyler... Ben diyorum ki, Doğu Akdeniz ve Türk-Yunan ilişkilerinde 'İbrahim Anlaşmaları' benzeri bir durum söz konusu olacak. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilere düzen verilmeden bu sorun çözülmez."

Ankara'daki Kafa Karışıklığı ve Kuzey Kıbrıs'ta İktidar İçi Çatlaklar

Kuzey Kıbrıs'ta Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman arasında yaşanan gerilimi de yorumlayan Kanlı, bu krizin arkasında Ankara'daki siyasi koalisyonun farklı kanatlarının olduğuna inanıyor. Ertuğruloğlu'nun tek başına bu denli sert çıkışlar yapamayacağını belirten Kanlı şu çarpıcı analizi yaptı:

"Sayın Ertuğruloğlu'nun seslendirdiği görüş ve davranışlar, Ankara'daki koalisyonun bir kanadının görüş ve davranışlarıdır. Bir Dışişleri Bakanı'nın sabah akşam Cumhurbaşkanıyla çelişmesi, kamuoyu önünde ona kafa tutması hiçbir demokraside olacak iş değildir. Ama bunu Başbakan hazmediyor ve Ankara tolere ediyorsa, demek ki başka hesaplar vardır. Ben bunu, hazmedilmeyen bir Cumhurbaşkanı'nın kontrol edilmeye çalışılması olarak görüyorum."

Kanlı, yaklaşan seçimlerle birlikte CTP'nin iktidara gelme ihtimalinin hem Lefkoşa'da hem Ankara'da bazı kesimleri "sümen altı faaliyetler" konusunda korkuttuğunu da sözlerine ekledi.

"Zayıf Bir Konfederal Yapı, Kıbrıs İçin İdeal Olandır"

Yusuf Kanlı, yıllardır savunduğu çözüm modeline ilişkin soruyu net bir dille yanıtladı. Adada iki tarafın da egemenlik iddialarının korunması gerektiğini, ancak uluslararası alanda tek bir tüzel kişiliği simgeleyecek zayıf bir konfederal yapının kurulmasının en makul yol olduğunu ifade etti: "Benim temel tezim bu. İki tarafın egemenlik iddiaları bozulmadan, kendi topraklarındaki hükümranlığı kalarak, sadece yurt dışında ve AB nezdinde tekliği simgeleyecek zayıf bir konfederal yapı, Kıbrıs için idealdir. Bu, kendine özgü bir Kıbrıs çözümü olacaktır. Ama önce bu varlığa ulaşmanın yollarını bulmalıyız. Rum tarafının adanın tek sahibi kendisiymiş gibi davranmaktan bir adım geri çekilmesi gerek."

Müzakerelerin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen Kanlı, özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti'nde yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerini işaret etti: "Ben Hristodulidis'in ne zaman topu taca atacağını merak ediyorum. Türk tarafı topu taca atmaz, onu söyleyeyim. Hristodulidis atar çünkü içteki gelişmelerden dolayı cumhurbaşkanlığı seçim süreci başlıyor. Tabii ki atar."

Ankara'nın iç siyasetteki çalkantılarına da değinen Kanlı, sözlerini Türkiye'deki siyasi atmosfere dair kısa ve sert bir analizle noktaladı: "İçteki karışıklıklar dış politikayı her zaman etkiler. Otorterden totalitere geçiyoruz iyice... Ama Türkiye burası. Belki küllerinden başka bir Anka kuşu doğar."