"Birçok Sürprizimiz Var": TLF'ye Konuşan İranlı Kaynaklardan Doğu Akdeniz Ülkelerine Batı ile Askerî İlişkiler Uyarısı
Yazının orjinal İngilizce versiyonu için tıklayın.
Doğu Akdeniz’e yönelik nadir ve net bir mesaj veren iki üst düzey İranlı güvenlik yetkilisi, Tahran'ın bölge ülkelerine yönelik değişen tutumunu gözler önüne serdi. The Levant Files’ın (TLF) deneme safhasındaki Farsça servisinde çalışan destekçiler ve gönüllüler aracılığıyla ve adlarının açıklanmaması şartıyla konuşan yetkililer; Batı askerî altyapısı ile İslam Cumhuriyeti'nin ABD ve İsrail ile derinleşen çatışması arasında kalan bölge devletlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İran'ın Kıbrıs ve Yunanistan gibi NATO ve AB müttefiki olan ancak çatışmalara doğrudan taraf olmayan ülkelere yönelik tutumuna belirgin bir açıklık getiren bu açıklamalar; İsrail Başbakanı ile ABD Başkanı'nın Washington'daki son görüşmesinin ardından yaşanan yeni bir diplomatik hareketlilik sürecinde geldi.
Lefkoşa ve Atina’ya "Dostane" Uyarı
Tahran’ın, süregelen çatışmaya doğrudan dâhil olmayan bölge ülkelerine karşı bir düşmanlık besleyip beslemediğine değinen kaynaklar, hükûmetler ile halklar arasında keskin bir ayrım yaptı.
Yetkililerden biri, "İslam Cumhuriyeti, kendisine düşmanlık beslemeyen her ülkeye dostça yaklaşır," ifadelerini kullandı. "Ne yazık ki son bir yılda, bazı ülkelerin düşmana —yani Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist varlığa (TLF: İsrail)— çeşitli şekillerde yardım sağladığını gözlemledik."
Söz konusu kaynaklar, bu kategorideki hükûmetlere resmî uyarılarda bulunmayı haklı çıkarmak adına "modern uluslararası hukukun temel ilkelerine" atıfta bulunurken, Tahran'ın "bu ülkelerin halklarıyla hiçbir sorunu olmadığını" vurguladı.
Kıbrıs özelinde ise yetkililer, Ada yönetimine karşı dikkat çekici derecede uzlaşmacı bir dil kullanarak Kıbrıs’ı "İran'ın dost bir ülkesi" olarak tanımladı. İslam Cumhuriyeti'nin "Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünü tanıdığını ve Lefkoşa ile dostane bir diyalog sürdürdüğünü" hatırlattı.
Ancak kaynaklar, Birleşik Krallık’ın adadaki askerî varlığına sert eleştiriler yöneltti. Ağrotur (Akrotiri) ve Dikelya’daki egemen üs bölgelerine göndermede bulunan yetkili, "Adadaki İngiliz üslerinin, sömürgeciliğin karanlık döneminden kalan ve tüm taraflar için sorun yaratan kalıntılar olduğunun farkındayız," dedi.
Kaynaklar; mart ayında Tahran'ın bölgedeki müttefik silahlı gruplar ağını tanımlamak için kullandığı "İslami Direniş" yapısının "İngiliz tarafına bir uyarı sinyali gönderdiğini" doğruladı. Londra'daki yeni hük’umete "adadaki ve bölgedeki konumunu riske atmadan dikkatli adım atma" çağrısında bulunan yetkililer; "Düşman, karanlık planlarını Londra'ya kabul ettirmeyi başarırsa, İslam Cumhuriyeti ve Direniş gerekli tüm tedbirleri alacaktır," diye ekledi.
Aynı çerçeveyi Yunanistan için de geçerli kılan yetkililer, Yunanistan’ı "bir diğer dost ülke" olarak nitelendirdi ve Kıbrıs için geçerli olanların "Yunanistan için de geçerli olduğunu" belirtti.
"İran Bir Venezuela veya Küba Değil"
Özellikle son İsrail-ABD zirvesinin ardından Washington ile yaşanan gerilimin genel seyrine de değinen kaynaklar, kararlılık ve meydan okumayla örülü bir hazırlık tablosu çizdi.
Yetkililerden biri, "İslam Cumhuriyeti her türlü ihtimale hazırdır," dedi. "Ne yazık ki son mesajlar olumlu değil. Düşman; askerî müdahale, ekonomik baskı ve işbirlikçileri kullanmak gibi bir dizi araçla İran halkının iradesini kırmaya çalışıyor."
Mevcut ABD yönetimini ve özellikle ABD Başkanı'nı "diplomatik ve siyasi açıdan pek basiretli olmamakla" eleştiren kaynaklar; İran ve müttefiki Direniş ekseninin hem Washington'a hem de İsrail yönetimine "gereken cevabı vereceğini" ifade etti.
Göze çarpan bir karşılaştırmada bulunan yetkili, İran'ın stratejik konumunu Batı'nın uzun süreli baskılarına maruz kalan diğer ülkelerden ayırmaya çalıştı: "İran bir Venezuela ya da Küba değildir. Düşman için birçok sürprizimiz var. Sadece bekleyin ve görün."
İran'ın direnişini evrensel ilkelerle tanımlayan kaynaklar, Tahran'ın "sadece İran halkı için değil, emperyalizme son verilmesini talep eden tüm halklar için direndiğini" öne sürdü.
İnce Hesaplanmış Bir Mesaj
Yapılan açıklamalar, ince bir diplomatik dengeye dayanıyor. Tahran, Kıbrıs ve Yunanistan ile dostane bağlarını kamuoyu önünde teyit ederken aynı zamanda topraklarındaki Batı askerî altyapısı konusunda uyarılarda bulunarak, bu ülkeler ile Batılı müttefiklerinin (özellikle Birleşik Krallık ve ABD) arasını açmaya çalışıyor gibi görünüyor.
Uluslararası hukuka yapılan atıflar ve hükûmetler ile sivil halklar arasındaki ayrıma sıkça vurgu yapılması; askerî söylemler tırmansa dâhi diplomatik kanalları açık tutma çabasına işaret ediyor.
Son ABD-İsrail zirvesinin hemen ardından gelen bu açıklamaların zamanlaması, Tahran'ın diplomatik yolların tıkandığı ve gidişatın yumuşamadan ziyade yeni tırmanışlara gebe olduğu yönündeki algısını pekiştiriyor.
*The Levant Files, kaynaklar tarafından dile getirilen tüm iddiaları bağımsız olarak doğrulayacak durumda değil. İki İranlı güvenlik yetkilisinin kimlikleri kendi talepleri üzerine gizli tutulmuştur. Haberleştirme: The Levant Files Farsça Servisi. Ek araştırma: The Levant Files gönüllüleri ve destekçileri.
