İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) Birleşik Krallık’ın askerî tesislerine yönelik giderek sertleşen tehditleri, Kıbrıs'taki Egemen Üs Bölgeleri'ni (Akrotiri ve Dikelya, SBA) yeniden gündeme taşıdı. IRGC'nin "46 Numaralı Açıklama" olarak bilinen ve Press TV ile Tasnim aracılığıyla yayımlanan bildirisinde, Birleşik Krallık'ın İran'a yönelik ABD ve İsrail askeri operasyonlarına "en büyük katkıyı" sağladığı öne sürülüyor ve "İran topraklarına yönelik saldırganlıkta kullanılan her üs, meşru bir hedeftir" ifadesi kullanılıyor.
Açık Uçlu Tehdit
Bildiride adı geçen tesisler Birleşik Krallık’taki RAF Fairford ile Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia ile sınırlı olsa da, Akrotiri ve Dikelya'nın ismen anılmaması güvenlik uzmanlarını rahatlatmıyor. Lefkoşa merkezli bir güvenlik kaynağı, Tahran'ın dilinin "kapalı bir liste değil, bir kategoriyi" hedef aldığını ve Akrotiri'nin bu tanımın dışında kalmasının güç olduğunu belirtiyor.
Tehdidin ciddiyetine dair en çarpıcı gösterge, Londra'nın Tahran'daki büyükelçilik personelini büyük ölçüde geri çekmiş olması. Büyükelçi ve konsolosluk kadrosunun tahliyesiyle misyon uzaktan çalışmaya indirgenirken, seyahat uyarıları büyükelçiliği "geçici olarak kapalı" şeklinde tanımlıyor. Kaynaklar, hükûmetlerin büyükelçilikleri gelişigüzel boşaltmadığını, bu adımın İngiliz istihbaratının tehdit değerlendirmesinde önemli bir eşiğin aşıldığına işaret ettiğini vurguluyor.
Londra'nın İnce Çizgisi, Kıbrıs’ın Kırılgan Konumu
Başbakan Sir Keir Starmer, Mart 2026'da Parlamento'ya yaptığı açıklamada Britanya'nın İran'a yönelik ilk saldırılara katılmadığını, ancak ABD'ye "sınırlı ve savunmaya yönelik" operasyonlar için üs kullanım izni verildiğini kabul etmişti. Ne var ki kaynaklar, IRGC'nin söyleminin "savunma" ile "saldırı" arasındaki bu hukuki ayrımı tanımayacağını, altyapının kendisinin bir "kolaylaştırıcı" olarak görüldüğünü söylüyor.
Akrotiri ve Dikelya, 1960 Kuruluş Antlaşması kapsamında elde tutulan yaklaşık 254 kilometrekarelik Birleşik Krallık egemen toprağını kapsıyor ve tahminen 10 bin Kıbrıslı sivil bu üs bölgelerinde ya da çevresinde yaşıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti AB üyesi olsa da NATO üyesi değil; bu nedenle üslere yönelik bir tehdit durumunda NATO'nun 5. madde güvencesi otomatik olarak devreye girmiyor. Kıbrıs hükümeti IRGC açıklamalarına dair resmî bir tutum almamış, sadece "adanın güvenliğini etkileyen tüm gelişmeleri izlediğini" ve İngiliz yetkililerle "sürekli iletişim" halinde olduğunu belirtmiş.
Panik Değil, Temkinli Duruş Gerekli
Kaynaklar, "meşru hedef" söylemi ile gerçek bir saldırı emri arasında büyük bir fark bulunduğunu, buna karşın drone saldırıları, siber operasyonlar veya vekil kaynaklı sabotaj gibi asimetrik risklerin klasik bir füze saldırısından daha olası olduğunu vurguluyor.
